STOCKHOLM SENDROMU

Stockholm Sendromu; kişinin kendisini kaçıran, rehin alan ve hatta ölümle tehdit eden faillere sempati, aşk gibi olumlu duygular beslemesi durumudur. Psikolojik tanılar arasında yer almayan bu hastalık; fail-rehin durumlarında 100’de 5 ile 10 arasında görülmektedir.

STOCKHOLM SENDROMU

STOCKHOLM SENDROMU NASIL ORTAYA ÇIKTI?

Stockholm Sendromu; sendroma ismini de veren İsveç’in Stockholm şehrinde 1973 yılında ilk kez görülmüştür. Bir banka soygunu esnasında 6 gün boyunca rehin alınan kişiler arasında yer alan banka memuru faillerden birine sempati duymaya başlamıştır. Olaydan sonra ise duygusal ilişki yaşadıkları görülmüştür. Rehin; fail ile ilgili ifade vermek veya tanıklık yapmak yerine faili savunmayı tercih etmiştir. Bu tarz fail-rehin olaylarında görülmeye başlayan Stockholm Sendromu; Freud tarafından yoğun yaşamsal tehdit altında bulunan kişilerin kendilerini savunmak amacı ile geliştirdikleri bir mekanizma olarak tanımlamıştır. Stockholm Sendromu sadece kaçırılma gibi durumlarda görülmez. Hayat kadınlarının satıcılarına, mahkumların gardiyanlara, aile içi şiddet görenlerin şiddeti uygulayan kişilere, tecavüz mağdurunun tecavüzcüye duyduğu sempati de Stockholm Sendromu olarak adlandırılmaktadır.

STOCKHOLM SENDROMU’NUN SEBEPLERİ

Stockholm Sendromu; birkaç farklı sebepten dolayı ortaya çıkabilmektedir. Tam sebebi bilinmemekle birlikte uzmanlar bu durumun en temel sebebinin yaşamsal tehlikenin yüksek olmasından kaynaklandığını öngörmektedir. Kişinin sürekli ölüm tehlikesi ve korkusu içinde olması ve bu duruma herhangi bir müdahale şansının olmaması durumunda beyin farklı bir savunma mekanizmasına geçerek faili mağdur hatta kahraman gibi görmeye başlayabilmektedir. Bunun yanı sıra kişinin içinde bulunduğu durumdan asla kurtulamayacağını kabullenmesi de Stockholm Sendromunu ortaya çıkaran durumlardan biridir. Sosyal ve yaşamsal anlamda izole edilen kişiler bir süre sonra sürekli vakit geçirdikleri kişiye sempati duymaya başlamaktadır. Stockholm Sendromuna sebep olan bir diğer durum ise failin kişiye karşı gösterdiği pozitif, iyi niyetli davranışlardır. Örneğin; fail yaralanan bir mağdura yardım ettiğinde, zarar vermediğinde, mağdura merhamet duyduğunda kişi olumsuz durumu beyninde olumlu olarak algılayabilmektedir. Stockholm Sendromunun yanı sıra bazı durumlarda faillerin de mağdurlara ilgi duyduğu vakalar görülmektedir. Buna Lima Sendromu denir. Lima Sendromu; mağdurların hayatta kalma yüzdesini oldukça artırmaktadır. Fail mağdura sempati duyduğundan dolayı mağduru serbest bırakabilir, zarar vermekten kaçınabilir hatta mağdura bir zarar gelmesin diye kişiyi korumak için kendi hayatını dahi riske atabilir. Stockholm Sendromu ilginçliği nedeniyle pek çok filme de konu olmuştur. V For Vendetta, In time, 365 gün ve hatta King Kong da bu tarz filmlere örnek gösterilmektedir.

STOCKHOLM SENDROMU TEDAVİSİ

Stockholm Sendromu; psikolojik hastalıklar arasında yer almamasından dolayı herhangi bir tedavisi de bulunmamaktadır. Bu sendromu yaşayan kişilerde mutlak bir devamlılık gözlemlenmiştir. Hatta faile ilgi duyan bir mağdur daha sonra faile yardım dahi etmektedir. Stockholm Sendromu bir travma ile meydana geldiği için bu durumu yaşayan kişilere “Travma Sonrası Stres Bozukluğu” teşhisi konulmakta ve buna uygun bir tedavi kullanılmaktadır.